5 Haziran 2017 Pazartesi

DÜNYANIN EN MUTLUSU (1/3)

Yaşamdan aldığımız keyif ne kadar çoksa o kadar mutluyuz.

Bu anlamda hepimizin asıl amacı mutluluğu bulmak ve onu sürekli hale getirmek.

Ama nasıl?

Kısacık anlara saklı mutluluğu bile doğru dürüst fark edemezken, bu anlamlı duyguyu kalıcı hale getirmemiz mümkün mü dersiniz?

Bu sorunun cevabı için; Harvard Üniversitesi’nde senelerdir olumlu psikoloji dersleri veren Psikolog Shawn Achor’a kulak verelim.

Bize göre mutlu ya da mutsuz olmamızın sebebi dış dünyada gerçekleşenler gibi görünür her zaman. Buna bağlı olarak da hep birilerini ya da etrafımızda oluşan olayları suçlar dururuz.

Oysaki Shawn Achor, uzun vadeli mutluluğun %90 gibi yüksek bir oranının dış dünya tarafından değil, beynimizin dünyaya bakış açısı tarafından belirlendiğini söylüyor.

Orana dikkatinizi çekerim.

Yüzde doksan!

Yani dışarıda ne olursa olsun, özümüzdeki iyimserlik ve tüm olumlu duygular her şeye bedel.

Üstelik bu durum sosyal hayatımıza, iş ve aile yaşantımıza, etrafımızdaki kişilere kadar her şeye mutlak bir şekilde yansıyor.

Tesadüf eseri bu yazımı yazarken, bir süredir keyifle okumakta olduğum Mary Stuart biyografisinde karşıma çıkan ve not aldığım iki cümlenin tam da yeri bana göre. Stefan Zweig şöyle diyor ünlü İskoçya kraliçesinin yaşamını anlatırken;

‘’Dış dünyanın rastlantısal olayları, insan yazgısına hiçbir zaman anlam ve biçim vermemiştir. İnsan hayatını biçimlendiren ya da mahveden şey, doğuştan beri içinde var olan, ona özgü yasalardır.’’

İşte bu satırlar da yukarıda paylaştığım ve bizi etkileyen yüzde doksanlık oranı kanıtlar gibi adeta. Öyle değil mi?

O halde dış dünyamızda yaşanan zorlayıcı koşulların, strese sebep olan olayların ruhumuzu etkilemesini önlemenin tek yolu; özümüze özen göstermekten geçiyor. 
Tabiri yerindeyse ona gözümüz gibi bakmalıyız.

Doğarken miras olarak aldığımız çocuk sevincini korumak bizi öfkeden de, kırgınlıklardan da, hayal kırıklıklarından da koruyacak tek güç çünkü. Bunun için sakin ve dingin kalmanın yollarını bulmalıyız. Ruhumuzu dinlendirdikçe, o çocuk sevincinin haykırışlarını daha kolay duyacağız buna emin olalım. Bu da bizi günlük yaşantımızda mutluluğa taşıyacak.

Beynimizdeki hormon değerlerine bağlı olarak yapılan ölçümlerle mutluluk değerini ölçüyor artık bilim adamları. Yapılan deneylerle bizlerin mutluluğu nasıl arttırabileceğimizin de yollarını araştırıyorlar bir yandan.

İşte bu deneylerden şaşırtıcı sonuçlarla çıkan çok özel birisi var bugün bu yazımda.

Tanıştırayım.

Matthieu Ricard.

Kendisi dünyanın EN MUTLU İNSANI.

Ne kadar güzel bir tanımlama değil mi?

Acaba ne yapmış, nasıl davranmış da bu payeyi hak etmiş?

Sizler de benim gibi merak ediyorsanız, gelin satır aralarında buluşalım. (devamı 2/3’ de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

19.04.2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...