1 Şubat 2011 Salı

EN TATLI ALIŞKANLIK



Kahve… Türk’lerin yıllar önce tüm dünyaya yaydığı o eşsiz lezzet. Bir kez içip tadına bakanların bir daha kolay kolay vazgeçemediği en güzel keyif, en tatlı alışkanlık. Yemek sonralarının aranılan tadı. Dostlarla bir araya gelmenin en tatlı sebebi.

‘’Bir fincan acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır’’ diye boşa dememişler. Kahvenin o iç gıdıklayıcı afrodizyak kokusunu duymak, bir yudum alıp sohbeti derinleştirmek ne kadar güzeldir,  öyle değil mi? O anda arkadaşlarının, sevdiğinin, dostlarının; yanında her kim varsa onlarla paylaşımın güzelliğini hissetmek… İşte yaşamak!

İster şöyle bol köpüklü, bakır cezvede ve kısık ateşte, aheste aheste pişirilen bir Türk kahvesi olsun, ister  İtalyan cafelerinin binbir çeşit sunumlarıyla önünüze gelen değişik spesiyallerinden; sonuçta ilk yudumla beraber içinizi saran o tutkulu his ve ağzınızda bıraktığı o enfes tat, kokusu kadar bağımlı kılar sizi. Eğer yalnızsanız bir cafede veya evde, alır götürür ve eski anılarınızın kucağına yumuşacık bırakır. Eğer paylaşacak dostlarınız varsa yanınızda, en koyu sohbetlere yelken açılır hep beraber.

Bir gün bir yerde içilen bir kahve ve paylaşılan bir sohbet ise yıllar boyu unutulmaz. Hatırası her kahve kokusunu duyduğumuzda canlanır. Bazen o yer, bazen o kişi aklınıza düşüverir.

Bir arkadaşlığa başlamanın ilk adımıdır bazen; “ bir kahve içelim mi? ” sorusu. Tanışmanın, belki de dostluğa uzanacak ve yıllar boyu sürecek beraberliklerin ilk adımı.

Kimimiz sade, kimimiz şekerli içmeyi tercih eder klasik kahvesini. Kimimiz ise bir parça çikolata ya da lokumla süsler bu güzel keyfi. Tercihler, istekler hep kişiye özeldir. Bir kısmımız ise bol köpüklü kremalı bir cappucino ya da sütlü bir nescafé’den yana kullanır tercihini. Üstelik bazı insanlar sabahları uyanabilmek için ondan medet umarken, çoğu öğrenciler geceleri ayakta kalmak adına tercih eder.

Kahve bağımlılık yapar insanda. Bir kez denediniz mi, birkaç kez tekrar ettiniz mi, hep ister olursunuz.

Kahveden bahsederken kahve fallarından söz etmeden olmaz. Üstelik  fallar çoğu kadının vazgeçilmezi ve kahve içme sebebidir. Geleceği görmeği ummak, bunun için kahve fincanını usulünce çevirmek  ve sonrasındaki yorumu merakla beklemek ayrı bir ritüeldir.

Acısıyla, şekerlisiyle, klasik Türk kahvesi ya da diğer aromatik kahveler yaşantımızın minicik renkleridir aslında. Hayatımızın rutin koşturmaları arasında,  mola verdiğimiz o kısacık anlarda bize eşlik eden; ederken de içimizi sıcak dokunuşları ile mest eden… Sözlerimizi noktalarken gelin Dylan'a kulak verelim; '' Bir fincandaki kahve gibidir hayat. Bazen tatlı bazen değildir. Önemli olan kahvenin tadı değil zaten, onu kiminle içtiğinizdir.''


Keyifle içilecek kahveleriniz ve onları paylaşacak dostlarınız bol olsun.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

20.04.2007

2 yorum:

  1. HEP BİRLİKDE BİR GÜN TOPLANIP ŞÖYLE GÜZEL BİR KAHVE İÇEBİLMENİN TADINA VARIRIZ UMARIM. AMA YAZINIZLA İÇMİŞ KADAR OLDUM SANKİ TÜM DOSTLAR BİR ARADA GÜZEL BİR AĞAÇ ALTINDA HAFİFDEN BİR SERİNLİK İLE ..... ELİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK . SAYGILARIMLA FİLİZ KARA

    YanıtlayınSil
  2. Çok sevdimmmm..Ben de ,en çok fal için içmeyi seviyorum.İnsana pozitif enerji veriyor.Ayrıca,Mevlevihane de Mevlana'nın ten kokusunun ,kahve olduğunu söylemişlerdi.İlginç bilgi değil mi?

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...