21 Şubat 2011 Pazartesi

KIYAS KABUL ETMEZ



Öyle mutluyum ki kıyas kabul etmez. Hissettiklerim, duygularım öyle derinlerde ve güçlü ki benden daha mutlusu yoktur diye düşünüyorum, dünyada hatta tüm evrende. Böyle hissedebilmek ne kadar güzel… Kimseyle kıyaslama yapmıyorum çünkü, duygularımı özgürce yaşıyorum. Başkaları benden daha mutlu mu değil mi ilgilenmiyorum bile. Mühim olan benim hissettiklerim, benim duygularım…

Mutluluk, sevinç, para, ev, eşya, araba, giysi,… bizler sahip olduklarımızla mutluysak neden kıyaslama yapıp canımızı sıkalım ki? Tamam bizden daha  iyi şartlarda yaşayan, maddiyat anlamında çok daha güçlüler vardır mutlaka; ancak onlar bizler kadar mutlu olmayabilirler. Üstelik kıyaslama yapmanın bazı durumlarda itici güç etkisi yaptığı da doğrudur, ama sadece o kadar. Abartıldığında, hasetle, kıskançlıkla birleştiğinde bizi üzeceği kesin. Her defasında bizden daha iyi pozisyonda olanların varlıklarını görüp bizde neden olmadığını sorgulayacak ve onda var bende yok diyerek hayıflanacak; elimizdekilerin kıymetini görmezden geleceğiz.

O nedenle yapılacak tek şey beklentilerimizi, kıyaslamalarımızı düşük tutabilmek. Elimizdekilerin ne denli değerli olduğunun her defasında farkına varabilmek. Onları kaybetmeden mutluluğumuzu doyasıya yaşamak. İşte yaşamdan tat almanın sırrı bu.

Yoksa bugünümüzü dünümüz ile kıyaslayıp, hatalarımıza üzülüp, keşke’ler içinde kıvranırsak; anılarımızın bizi üzen ve yaralayan kısımlarına kafamızı takarsak mutsuzluk bizi prangalara bağlar ve en diplere çekmeye başlar.

Oysa ki hayat üzülmeye değmeyecek kadar değerli, tıpkı altın bir hazine misali. Mutluluk ise onun anlamını artıran, bize umut aşılayan, yaşama gücü veren, hayaller kurmamızı destekleyen yegane duygu. Sırası geldiğinde minicik bir mutluluk kırıntısı bile yaralarımıza merhem gibi gelir. O nedenle mutluluğu yaşatmaya, içimizdeki o güzel duyguları harekete geçirmeye hiç son vermeyelim. Sonrası? Sonrası yok ki. Mutlu olduğun ölçüde hayattasın demektir, daha ne olsun?

Sevgiyle kalın
Belgin ERYAVUZ

15.07.2010
Salamis

2 yorum:

  1. Çok doğru yazmışsın Belgin.
    Başkalarında olanlarla, başkalarının sahip olduklarıyla şekillendirmemeliyiz hayatımızı.

    Hayatın bize sunduğu herşeyden faydalanmalıyız böylece gözlerimiz hayata daha umut dolu bakar ve böylece bizim için açılan kapıları görebilir, onlardan geçebiliriz. Çünkü "kıyas" bir süre sonra öfke ve kinden gözlerimizi kör edebilir. Bu yüzden o gözlerimizin hep umut dolu ve mutlu bakabilmesini sağlamalıyız.

    YanıtlayınSil
  2. Eveet Aynen Katılıyorum. İstesek te mümkün değil herkese yetişemeyiz. Her zaman bizden iyi düşünen, akıllı, güzel, hızlı, başarılı, sağlıklı, iyi işi olan, zengin birileri vardır. Eğer yeterince meşguliyetimiz varsa, iyi olmaya, iyi birşeyler yapmaya, iyi düşünmeye gayret edersek, isteklerimiz için çok ÇALIŞIRSAK çoğunlukla isteklerimize ulaşırız. mEŞGULİYETLER fazla olursa lüzumsuz düşünmeye vakit kalmaz. Bir örnek vereyim. Kayınpederim 96 yaşında ALLAH UZUN ÖMÜR VERSİN. 80 YAŞ CİVARINDA BİR ARKADAŞI Kayınpederimi gördüğünde Sen çok genç kalmışsın bak ben çöktüm, hastayım yürüyemiyorum sen eskisi gibisin dedi. Kayınpederimin verdiği cevap çok geçmiş olsun. Allah sağlık versin. Hep bizim dediğimiz olmaz. Allahın dediği olur ne yapalım. Bu cevap çok hoşuma gitti. Bazen her şey istediğimiz gibi olmaz. Yeterki sağlık olsun.
    Hikmet Bulut Kırkın

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...