7 Ocak 2015 Çarşamba

ADANMIŞLIK DUYGUMUZ (2/2)

Yazımın bu son bölümüne adanmışlık durumuna örnek olacak minicik bir öyküyle başlamak istedim.

Çin tarihinde Konfüçyüs’den sonra gelen ve insanların doğuştan iyiliği konusuna odaklanan ünlü filozof 
Menfüçyüs’e ait. Uzun yıllar önce; Çin’deki en iyi satranç ustasıyla ilgili öykümüz. Adanmışlığın hafif tınıları var sadece, ama ders niteliğinde sonu.

Günlerden bir gün bu ünlü usta, iki öğrenciye ders vermeyi kabul eder.  Önemli satranç teknikleri verdiği derslerinde; öğrencilerden bir tanesi son derece ilgili ve dikkatlidir.  Konuya tamamen kendini kaptırmış bir halde ustasını izlemektedir. Diğer öğrenci ise dinliyor görünmesine rağmen; dikkatsiz ve ilgisizdir. Aklı dışardadır. Pencereden dışarıya baktığı bir anda, göldeki bir kuğu ilgisini çeker. Elinde ok ve yay olduğunu, vurup bir güzel pişirdiğini hayal etmeye başlar. Dersten tamamen kopmuştur.

Kendine geldiğinde, hala sınıfta ve ustasının karşısında olduğunu fark eder. Üzgün bir şekilde ustasını 
dinlemeye çalışır. Ta ki pencereden başka bir kuğu görene değin. Yeniden hayallerine geri döner. Sonuçta dersten bir şey anlamadığı gibi, dersin bitiminde aklının hala hayalinde olduğunu fark eder.

Bu durumu gözlemleyen ancak sesini çıkarmayan usta; dersten sonra öğrencilerine satranç maçı önerir. Özenle ustasını dinleyen dikkatli öğrenci tüm teknikleri kullanırken; kuğu hayaliyle dersi hafife alan öğrenci kaybedene kadar hep savunmada kalır. Başarı, kendine ayrılan süreye ve anlatılan bilgilere kendini adayan öğrencinindir.

Maç sonunda ustanın ağzından dökülen sözler ise hayli anlamlıdır. “Eğer bir işe tek yürekle kendinizi adamazsanız, hiçbir beceri öğrenemezsiniz.”

Hayatımızda buna benzer öyle çok detay yaşadık ki hepimiz. Ama şimdi geçmiş sorunlarımıza bir çizik atalım. Her ne yaptıysak yaptık. Üzülmek geçmişi geri getirmiyor. Tek çare var o da silkinmek. Başarma arzusunu hücrelerimizde duyumsamak. Sevgiyle yola koyulmak. Elimize aldığımız her ne ise özenle hamurunu karmak. Üzerine mutluluk ışıltılarından serpmek. En iyiyi hedeflerken, adanmışlık duygumuzu beslemek. Bu keyifle, negatif ne kadar duygu varsa hepsinin birer balon misali sönüşlerini izlemek.

Şimdi sorarım size. Güçlü, dirençli, pozitif bir ruh haliyle; koşulsuz saygıda ve adanmışlık duygusunda kalıyor olmanın tadına doyulur mu? En mükemmel her ne varsa bizimle artık. Mutluluğu aramıyoruz. Çünkü mutluluğun tam içindeyiz. Hazıra konmayı beklemiyoruz. Çünkü özgüvenimiz ve cesaretimizle hayallerimizin peşinden koşma gücüne sahibiz. Üstelik bu hayaller bencillik kokmuyor. Hepimizin ışıltısına katkı sağlıyor. Ruhumuza nazikçe dokunuyor. Besliyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiş ki; her ne yapılıyorsa içinde adanmışlık duygusu varsa eğer; sonuç muhteşem oluyor. Kendimizi tam olarak vermek; ama o hassas terazi dengesini şaşmadan. Kendimizi yıpratmak da yok; karşımızdakinin özgürlüğünü kısıtlamak da. Sınırlar ve alanlar belli. Sadece sevginin en üst sınırındayız.

Özellikle çocuklarımızı yetiştirirken, buna özen göstermemiz gerek. Çünkü genelde hatayı burada yapıyor gibiyiz. Kendimizi tamamıyla onlara adamak değil; benim anlatmak istediğim. O zaman ne kendimize hayrımız olur; ne de çocuklarımız, ayakları üzerine sağlam basabilen, özgür birer fert olarak toplumda yerini alır. Çocuklarımızın kendini bulmasını istiyorsak, bu hassas çizgiye dikkat etmemiz önemli.

Aynı durum adanmışlık duygumuzun söz konusu olduğu her alan için geçerli elbette. İş hayatından tutunda, sosyal hayata ve beraberliklere kadar her şeyde DENGE gerekiyor.

Hayatımızın kontrolü tamamen bizim elimizde olmalı. Bedenimizle, ruhumuzla, zihnimizle ve kalp sesimizle verdiğimiz her kararın arkasında korkusuzca durabilmeliyiz. Kendimiz akışta, dengede ve uyumda olursak; adanmışlık duygumuz da hassas dengesini hep korur diye düşünüyorum. Kullandıkça  da keskinleşir, gün be gün gelişir. Siz de bana katılır mısınız?

Her zaman rüzgarın estiği yöne doğru olsun hayat akışımız. Ters yönde direnişe geçmektense; akışta olmak; denge ve kabul için en güzel çözüm. Adanmışlık duygumuzu bilemenin de tek yolu.

Yaşam amacımızı besleyen sevgi dolu çevremiz daim olsun. Daim olsun ki bizler de başkalarının yaşam amaçları için benzer ışıltıları yaratma gücüne sahip olalım.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

01.11.2014



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...