21 Mart 2016 Pazartesi

GÜLÜMSEYELİM ki ENGELLER YOK OLSUN

Gülümsemek bir hayat felsefesi olmalı hepimiz için. Ne kadar zor olursa olsun gülümsediğimizde; hem kendimizi çok daha iyi hissediyoruz, hem de etrafımıza ışıltılı bir enerji yayıyoruz. Kalbimiz,  ruhumuz zenginleşiyor adeta.

Ancak kaçımız yapabiliyoruz dersiniz?

Hele bir de engelliler söz konusu ise. O devasa engellerin ardında kalan, bir  türlü sosyal yaşantımıza dahil edemediklerimiz aramızdaysa eğer; bırakın gülümsemeyi anında değişiyoruz. Nedense hep meraklı, acıma dolu bakışlar yerleşiyor yüzümüze; hüzünle beraber.

Peki ya engelliler? Bizlerin bu tavrı, bu imalı bakışları onları ve ailelerini nasıl etkiliyor dersiniz?  

İşte bu sorunun cevabını vermiş minicik bir video. İzlediğimde gözlerim nemlendi, ama yüzüme kocaman bir tebessüm de yerleşti. Engellilerle ve yakınları ile karşılaştığımızda gülümsemeye devam etmenin önemini öyle zarifçe özetlemiş ki.

Bir parktayız şimdi. Hava güneşli. Pırıl pırıl. Büyükler soluklanıyor. Çocuklar keyifle zaman geçiriyor.

O sırada bir grup engelli çocuk oynayanlara katılıyor. Belli ki havanın güzel olmasından istifade; arkadaşlarıyla beraber oynamaya gelmişler. Aralarında tekerlekli sandalyede olan da var. Downsendromlu olan da.

Ama o da nesi?

Birden bakışlar değişiyor. Yüzlerdeki gülümseme, neşeli haykırışlar yerini sessizliğe bırakıyor. Acıma duygusu kara bir bulut gibi parkın üstüne çöküyor.

Sadece parkta değil, sahilde yürüyenler de bile aynı bakış var ne yazık ki. Denize, maviliğe bakmak yerine engelli çocuklara bakıyorlar.

Birbirlerine göstererek, fısıltıyla konuşarak. Yani engellerini yüzlerine bir kez daha çarparak. Hatırlatarak.

Neden mi? Çünkü aramıza almayı bir türlü beceremediğimiz, hatta kabul edemediğimiz engelliler onlar.

İşte o anda bir genç kız elindeki mektubu dağıtmaya başlıyor. Belli ki daha önceden hazırlanmış.

Hazırlayan kim mi? Bir engelli annesi. Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren, 14 yaşındaki Tufan’ın annesi.

Ellerine tutuşturulan kağıtta yazılanları okuyanların yüz ifadeleri yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Çoğunun gözleri doluyor. Bir kısmı düşüncelere dalıyor. Yazılanlara hak verircesine başını sallayanlar da var aralarında.

Gelin bu muhteşem annenin haykırışlarına kulak verelim. İstedikleri o kadar basit, ama o kadar önemli ki.

‘’ Merhaba,

Bu mektubu hoş görünüze sığınarak gönderdim. Bize üzgün üzgün baktığınızı hissettim. Bu duruma alışkınız aslında. Sizi suçlayamam. Ama lütfen, kendinizi  bir an için bizim yerimize koyun. Çocuğumu gören herkes, ya yolunu değiştiriyor ya da üzgün bakışlarla uzaktan izliyor.

İsmi Tufan. 14 yaşında. Engelli Çocuk ve Ailelerine Destek Merkezi (Eçadem) ’deki diğer arkadaşları ile beraber; bugün parka geldi. Gezmeyi çok seviyor. Eminim tanısanız siz de onu çok seversiniz. Tufan farklı hissetmek isteMİyor. Hatta yanından geçerken ona bir tebessüm etseniz; çok MUTLU olacağından eminim. Çünkü ona kimse gülümseMİyor. Gerçi artık kimse kimseye gülümsemiyor. Oysaki bir GÜLÜMSEME dünyamızı değiştirmeye yeter. ‘’

İşte O AN. O anda sanki parka sihirli bir tılsım değiyor. Herkes ama herkes, engelli olan, olmayan, çoluk çocuk, yetişkin herkes gülümsüyor. Sevgiyle birbirine el sallıyor. Engelli çocukların gülümsemesi ise KOCAMAN oluyor. Elbette Tufan’ınki de.

Bu videoyu izlediğimde ‘Mutlaka yazıya döküp paylaşmalıyım.’ dedim içimden. Gülümsemenin ne kadar etkili bir araç olduğunu belirtmek adına. Bir de kocaman alkışladım Tufan’ın annesini.

GÜLÜMSEYELİM ne olur.

Hayata.
İnsanlara.
Doğaya.
Çiçeklere.
Ağaçlara.
Hayvanlara.
Çocuklara.
Büyüklere.
Yaşlılara.

En çok da yürekleri sevgiyle dolu ENGELlilere. Onların sabır yüklü, cesur ailelerine.
KOCAMAN GÜLÜMSEYELİM.

Gülümseyelim ki ENGELLER yok olsun.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

23.02.2016



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...