13 Kasım 2016 Pazar

ATAMIZIN BİLİNMEYEN YÖNLERİ (1/4)

Araştırmacı yazar Prof. Dr. İlknur Güntürkün Kalıpçı’nın videolarını ilk izlediğimde; Atamız hakkında bilmediğimiz pek çok detay olduğunu gördüm. 

Okullardaki kalıplaşmış anlatımların dışına çıkarak, detaya yer veren harika sunumlardı.

Duygulanarak, gurur duyarak, bazen gülümseyerek, bazen gözyaşları içinde geçti o uzun dakikalar.

İstedim ki bu şahane bilgilerin paylaşımında benimde minicik bir katkım olsun, tuz misali. Elimdeki tüm verileri yazıya aktarmaktan onur duyarım ama; çok uzun yazıların genellikle okunmadığını, başlansa da yarı yolda bırakıldığını bildiğim için; kısa notlarla geçiyorum.

Yazarımızın o güzel anlatımını, sözcüklere verdiği biçimi sizlerin de hissederek izlemeniz içinse, elimdeki verileri kaynaklar bölümüne ekledim.    

Bir kişiye ulaşabilsem, o bir kişi ailesiyle, hele hele çocukları ile paylaşsa ne kadar güzel olurdu. İşte bu hayalle başladım yazmaya.

Söz konusu kişi ATATÜRK ise; onu anlatmaya en uygun kelimeler sıraya dizilse yine de yetersiz kalacak biliyorum.

Kendisinin de sevdiği üzere; basit ve sade bir dille tuşlara dokunuyorum.

Kalbimdeki o büyük heyecanla. Okurken bu heyecanıma ortak olacağınız ümidiyle ve coşkuyla.

Dünyada tarihten bu yana gelmiş geçmiş tüm liderler arasında; öldükten sonra canlı kalan ve kocaman bir sevgi yumağı olup; milletinin kalbinde yaşayan TEK LİDER kendisi.

Ve bizler onun gururlu çocuklarıyız.

Ne mutlu bizlere.

İçinde bulunduğumuz yüzyıla geçebilen TEK lider bizim Atamız.

Dünyadaki ülkelerin tanıdığı, saygı ve sevgi ile hatırladığı, kendi ülkelerinde ismini kullanmaktan, heykelini dikmekten, resmini asmaktan mutluluk ve onur duyduğu bir şahsiyet. Ve hepimiz biliyoruz ki herkesin hayranlığını kazanmak; düşmanların dahi nefretle değil, saygıyla sevgiyle andığı bir karakter olmak; hiç kolay değil.

İşte örneği. 1938 yılında içinde bulunduğu zorlu ve problemli dönemle mücadele ederken; General McArthur’un toplantıdaki yüzlerce kişiye karşı söylediği söz;  buna en güzel örnek değil de nedir?

“Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim.”

1976 yılında 152 üye ülkesiyle Unesco’dayız şimdi.

Halihazırda üzerinde çalıştıkları tüm projelerin isim babası Mustafa Kemal olduğu için;  doğumunun yüzüncü yılında, tüm üye ülkelerinin kutlama yapması önerilir. Bu öneriye genç İsveç delegesi itiraz eder. İşte o anda ayağa kalkıp, masaya yumruğunu vuran Rus delegesinin sözleri ise şimşek gibi adeta beyinlerde çakar.

Bakar mısınız sözlerin güzelliğine; ”Genç delege arkadaşım; hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir. Bırakın onu bir yıl anmayı, her ülke her problemimizde, çare olarak aramalıyız.”

Masada fırtına gibi esen bu sözlerden sonra 152 üyenin ortak kararı ile öneri kabul edilir (ki bu durum da Unesco tarihinde ilk defa olur.) Önerinin kabul edildiği imza gününde ise İsveç delegesi özür diler. İlk imzayı atan kişi de kendisi olur.

Şimdi gururla söz konusu metni okuyalım mı?

“ATATÜRK kimdir?

ATATÜRK uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş ÜSTÜN KİŞİ.

Olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir İNKİLAPÇI.

Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan İLK ÖNDER.

İnsan haklarına saygılı, dünya barışının ÖNCÜSÜ.

Bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Kurucusu.”

(devamı 2/4’de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

10.11.2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...