4 Nisan 2011 Pazartesi

BİR ORGAN BİNLERCE TEBESSÜM DEMEK…



Bedenimiz… yapısının sırrını , nadide organlarının işlevlerini ve birbirleri ile çalışma uyumlarını öğrenirken hala şaşkınlık duyduğumuz dünyanın en güzel, en değerli makinesi.

Nefes aldığımız her anın güzelliğini bize hissettiren, sağlıklı olduğumuz için şükretmemize sebep olan, bizim her türlü yükümüzü taşıyan, çilemizi çeken bedenimiz…

Onu ne kadar çok seversek, ne kadar çok sahiplenirsek ve ona ne kadar iyi bakarsak yaşamdan aldığımız ve alacağımız tadın da o ölçüde artacağı şüphe götürmez bir gerçek.

Kana kana su içmenin, tertemiz havayla ciğerleri doldurmanın, doğada koşup oynamanın, keyifle yürümenin, canının çektiği yiyecekleri hiç tereddüt etmeden yemenin tadı hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Ama tüm bunları yapabilmek için sağlıklı bir beden ve sağlıkla çalışan organlar gerekli. Bizler sağlıklı olduğumuz sürece tüm bunları keyifle yapıyor; aslında ne kadar şanslı olduğumuzu fark edemiyor, şükretmeyi aklımıza dahi getirmiyoruz.

Anne karnında minicik bir yumurtadan olağanüstü bir varlığa dönüşen, dünyaya merhaba dediği andan elveda diyeceği ana kadar durmaksızın çalışmasına devam eden; dışarıdan gelen tüm mikroplara, hastalıklara, darbelere karşı olağanüstü çaba gösteren; zaman zaman verdiği sinyallerle dikkatimizi çekmeye çalışan, bizi bizden daha çok düşünen varlığımız…  bedenimiz…

Ne yazık ki sağlıklıyken değerinin farkına varamadığımız bedenimiz, onu oluşturan her bir organı ile sonsuz bir uyum içinde hareket eder. Ama gün gelip de bir tanesinde sorunlar çıktığında hastalıklar baş gösterir. Bunun nerede ne zaman olacağını kimse bilemez. Bazen yeni doğmuş minicik bir bebek, bazen derdini yeterince anlatamayan küçücük bir çocuk, bazen başında kavak yelleri esen bir genç, bazen de daha ileri yaşlarda organ sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliriz. İşte o noktada artık işlevini yapamayan organ için makineler devreye girer ve artık bir yenisi ile değiştirilmesi gündeme gelir.

Bir böbrek hastası durumuna göre haftanın en az iki üç gününü diyaliz makinesi başında geçirirken, umudunu kaybetmemek adına nasıl bir savaş verir bilir misiniz? Ya da bir kalp hastası tüm yaşamını kocaman bir makineye bağlı olarak yaşarken neler düşünür? Ya da bir siroz hastası karaciğer nakli beklerken ve gün be gün sararıp solarken neler hisseder?

Hissedilen, derin bir iç çekiş ve minicik bir umut kırıntısına tutunarak bekleyenlerin sessiz çığlığıdır. Üstelik bu çığlık giderek kuvvetlenir; isimler birbiri ardına eklenip listeler uzayıp giderken, organ bekleyenlerin sayısı her geçen gün artarken... Kalp, karaciğer, akciğer, böbrek, deri, kornea, pankreas, incebağırsak, kemik, kemik iliği bekleyenlerin umudu giderek gölgelenirken…

Bu bekleyişlerin, bu sabrın ve umuda tutunmanın ne denli zor olduğunu ancak yaşayanlar ve yakınları bilir. Bu zorlu süreçte artık işlemez hale gelen organlar için bağış beklenmeye başlanır. Uzun listelerin kim bilir kaçıncı sırasında belki aylar belki de yıllarca beklenecek bir süreçtir bu. Acılı, sancılı,…

Üstelik bu beklemeler yerini sevince bıraksa ve aranan organ bulunsa da bünyenizin kabul edip etmemesi gibi kritik bir süreciniz daha vardır sağlığınıza kavuşmak için. Kısacası zorlu bir yolculuktur bu istemeden çıktığınız, biletinizin kimler tarafından kesildiğini bilemediğiniz.

Oysa ki sağlıklı insanların hayattayken alacakları bir kararla pek çok insanın yüzü gülümsetilebilir, pek çok can kurtarılabilir. Tek yapılacak şey organlarımızı bağışlamak hepsi o kadar.

Hepimiz faniyiz bu dünyada. Bugün varsak yarın yok olacağız. İşte o noktada en azından bağışladığımız organlarımızla ne çok hayat kurtarabiliriz bir düşünsenize.

Bu nasıl güzel bir harekettir, nasıl güzel bir sağduyu örneğidir. Toprak altında çürüyüp gidecek bedenimizi başka canlara emanet ederek onların hayat tutunmalarını sağlamak…

Bundan büyük mutluluk bundan büyük iyilik ve sevap olabilir mi? Paradan mal mülk bağışlamadan çok daha hayırlı değil mi?

Bir can belki de bir değil iki üç can kurtaracak olmak… binlerce tebessümün sebebi olmak…

O insanları yeniden hayata döndürmek, ailelerini sevdiklerini sevindirmek…

‘’Kim bir insana hayat verirse, bütün insanlara hayat vermişcesine sevap kazanır.’’
Maide Süresi, Ayet 32

Ben bunun üzerine eylem tanımıyorum. Ve organlarını bağışlamayı ret edenlere bir kez daha düşünmelerini tavsiye ediyorum. Yarın bizim ya da sevdiklerimizin başına da gelebilir. Önemli olan şu anda içimizden gelerek, severek ve isteyerek bu bağışı yapabilmek… daha fazla geç kalmadan umutla bekleyenlere bir el uzatabilmek… Gözyaşlarını dindirip, sevindirebilmek…  Bir cana can katmak… geleceklerine daha umutla sarılmalarına destek olmak…

Maalesef Türkiye’ de organ bağışı istenilen düzeylerde değil. Bunda bilgi eksikliği, önyargılar, yanlış inanışlar büyük rol oynuyor. Toplumda yeterli duyarlılığın oluşması için tüm bunların bir an önce aşılması, daha çok gündeme getirilerek daha çok insanın bilgi sahibi olmalarına zemin hazırlamak gerekiyor. Yılmadan, pes etmeden, umudu kaybetmeden…

Evet, bir organ bağışlayarak bir can kurtarırsınız. Ama yaptıklarınız bununla sınırla kalmaz. O  canın sevenleri, ailesi, arkadaşları, yakın ve uzak çevresi ile pek çok yüzde öyle güzel tebessümler yaratırsınız ki… bu binlerce tebessüme eşdeğerdir. Vereceğiniz o kararla, yapacağınız tek bir hareketle ve uzatacağınız yardım eli ile pek çok kişinin kalbini sımsıcak yaparsınız. Diğer organ bekleyenlerin umudunu filizlendirmek, onları karamsarlıktan kurtarmak da cabası.

Ben bu işi çok önemsiyorum ve yıllar öncesinden eşim ve kızımla organlarımızı bağışlamanın dingin hazzını yaşıyorum. Dilerim benim gibi düşünen, ama sadece düşünmekle kalmayıp bunu hemen uygulamaya geçiren insanlarımızın sayısı hızla artar. Artar da bir cana bir can katar.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

21.03.2011

1 yorum:

  1. Belgin Abla,

    Böyle önemli bir konuyu paylaştığınız için size çok teşekkür ederim. Evet bedenimiz, her organı mükemmel çalışır ise biz sağlıklıyızdır. Ama bir organ iflas etmeye başlar ise, ilerde tüm vücuda yayılır. İşte o anda organa ithiyaç duyulur. Çünü o organ artık görevini yapamamaktadır.

    Annem dializ hastasıdır. Böbrek yetmezliği var. Annemi ayakta tutan o dializ makinasıdır. Türkiye'de çok böbrek bekleyen hasta vardır. Bazen küçük çocuklar bile dialize bağlı yaşıyorlar.

    Onun için organ bağışı çok önemlidir. Öldükten sonra bedenimiz çürüyüp gidecek. Ama bir bedendeki organlar ayrı ayrı çok kişiye hahat verecektir.. Bir organ bir can demektir.

    Sağlıkla kalın, organsız kalmayın.

    Sevgiler..

    Murat ARSLAN

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...