10 Nisan 2011 Pazar

EYVAH GENÇLİĞİNİZ YANI BAŞINIZDA

                                    

Son günlerde bir reklam dönüyor ekranlarda, siz de fark etmişsinizdir. Hani bir anda gençliğiniz sizin yanı başınızda beliriveriyor ve yaptıklarınıza şaşırarak, aynı zamanda sevinerek tepkiler veriyor. Tabii gençliğinizi yanınızda gördüğünüz ilk anda tanıyamıyorsunuz ama sonra gurur dolu bakışlarla siz de onu süzüyorsunuz.

İlginç değil mi? İnsanın seneler seneler sonra gençliği ile karşılaşması… gerçek olsa ne yapardık acaba? Hiç düşündünüz mü gençliğiniz şu anda,  şu yaşınızda yanınıza gelse ve yaptıklarınızı yapamadıklarınızı sorgulasa, kısacası hayatınızı şöyle bir elekten geçirse…

Acaba keşke’lerimiz mi çok olurdu, yoksa iyi ki’lerimiz mi? Eleğin üstünde neler kalırdı acaba? Altına dökülenlerden çok mu olurdu eleğin üstündekiler yoksa az mı?

Zor bir soru olduğunu biliyorum. Ama verdiğimiz cevaplardan, en azından şu anda nerede olduğumuzu ve bunun kendimize dışarıdan bakma şansı yakalamamız açısından önemli bir mola anı olduğunu düşünüyorum.

Nerelerdeyiz?

Gençliğimizde kurduğumuz hayallere ne kadar yakınız?

Hiç düşünmediğimiz bir alanda, hiç düşünmediğimiz bir çevredeysek ve bu halimizden memnuniyetsizlik duyuyorsak vay bizim halimize. O zaman gençliğimiz bize demediğini bırakmayacak. Hatta belki de küsecek, yaptığımız tüm ihmalkarlıklar için bizi suçlayacak.

Yoksa hayallerimizi aşıp, ideallerimizi fazlasıyla gerçekleştirdik mi? Başardıklarımızla gençliğimizi şaşırttıysak eğer, işte o zaman gençliğimizin övgü dolu sözleri bizi göklere çıkartacak belli ki.

Yoksa yoksa gençliğimiz bizi hiç tanıyamıyor mu? O kadar mı uzaklaştık benliğimizden, o kadar mı çöktük vaktinden önce, hayat o kadar mı ağır geldi bize. Ezildik, sırtımızda kambur, aldığımız kilolarla, bambaşka düşünce tarzımızla hiç mi bize benzemez olduk?

Eyvah ki eyvah…

Bu satırları yazarken Metin Altıoklar’ın ‘’ Evde Yoklar’’ şiiri aklıma düşüyor… son paragrafında şöyle diyor ünlü şair.

‘’Cebimde yazilmamiş bir mektupla.
  Bana karşi ben vardim
  Çaldigim kapilarin ardinda,
  Ben açtim, ben girdim
  Selamlaştik ilk defa.’’

İnsanın kendisiyle selamlaşması, karşılaşması seneler sonra bile olsa…

Aslında bunu başarmak da bir adım atmak demek, hayatımız üzerinde durup azıcık da olsa düşünecek bir zaman yaratmak demek; o hiç bitmeyen koşturmalarımız arasında. Belki biraz soluklanma, biraz geride durup düşünmek adına.

Çünkü hayatı soluk almadan geçirmek; an’ın farkına varamadan koşup duran saatlere, günlere, aylara, yıllara yetişmeye çalışmak, bize çarpıp duran tüm güzellikleri görmezden gelmek;  bizi mutluluktan an be an uzaklaştırıyor sanki. Oysa ki kapıldığımız o rüzgara belki de dur deme zamanı çoktan gelmiş de geçiyordur biz fark etmeden.

Sözlerimi Orhan Veli’nin güzel bir şiiri ile noktalamak istiyorum.

‘’Çok merak ediyorum kendimi
  Başıma birşey mi geldi
  Öldüm mü kaldım mı
  Hiçbir haber yok kendimden

  ...Bu sabah kapımı çaldım
  Kapıyı açan kendim
  Bir süre kendime baktım
  Bu güleç yüz bendim

  Oh ne güzel bir sabah
  Bugün de yaşıyorum demek
  Benden başka yok kimsem
  Beni merak edecek’’

Şimdi vaktidir hayatı sorgulamanın, karşımıza gençliğimiz çıkmışcasına kendi kendimizle yüzleşmenin… daha sonraya bırakmadan , ertelemeden durup bir kez daha düşünmenin… Unuttuğumuz hayalleri yeniden hatırlayıp, gizli saklı yerlerden gün ışığına çıkarmanın… yaşamanın, yaşarken tat almanın tam zamanıdır.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...