2 Kasım 2013 Cumartesi

YÜREK SESİMİZDEN HAYALLERE ( 1/3 - BİRDEN BÜTÜNE)

Öyle güzel ki her bir sözü… Bu nedenle belki de okuduğum kitaplarını içime sindirmek adına satır satır gitmişliğim… Yürek sesimizi dinlemenin aslında tüm kapıları açan yegane anahtar olduğunu yine onun kitaplarından öğrendim.  Simyacı adlı romanında Paulo Coelho yine yüreğimi esir almıştı yıllar önce. Aldığım notları karıştırırken bulduğum satırları paylaşmak, dünyaya onun gözleriyle bakmanın yollarını aralamak ve eğer istersek hayal gücümüzle hangi olmazları başarabileceğimizi hatırlamak istedim sadece. Siz de bana eşlik eder misiniz?

İşte yazımın çıkış noktası güzel satırları; yazarın kaleminden;

‘’Dünyanın ruhu insanların mutluluğuyla beslenir. Ya da mutsuzluklarıyla, arzusuyla, kıskançlıklarıyla... Kendi kişisel menkıbesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür. Her şey bir ve tek şeydir. Ve bir şey istediğin zaman, bütün evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar. Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman Evrenin Ruhu’nda bu istek oluşur. Kendi yüreğini dinle. Yüreğin her şeyi bilir, çünkü Evrenin Ruhu’ndan gelmektedir ve bir gün oraya geri dönecektir.’’

O kadar önemli ki bu satırlar. İşte buradan hareketle dünyada istediğimiz her şeyi başarabiliriz hepimiz. İmkansız gibi görünenleri bile. Öyle değil mi? Bunun için hayal gücümüze ve sevgi dolu yüreğimize güvenmemiz yeterli. Ama hayal gücümüz bazen tam istediğimiz gibi çalışmayabiliyor. Kendimden biliyorum, çünkü mantığım her zaman bir adım önde gidiyor. Ama olsun yine de araştırmalar ışığında denemeler yaparsak başarmamamız için bir neden yok diye düşünüyorum.

Önce gelin holograma, holografik evrene ve beyin gücümüze biraz daha yakından bakalım.

Hologram Yunanca bir kelime. Yazılı tam görüntü, üç boyutlu kayıt anlamına geliyor. Lazer ışın dalgalarının pozitif karışımı ile oluşuyor. Dalga sınırının yeniden yapılanması şeklinde de açıklıyor teknik uzmanlar. Yani herhangi bir objenin üç boyutlu gerçek kaydı, lazer fotoğrafı demek. Önce üç boyutlu görsel bilgi lazer teknolojisi ile  kaydediliyor ve depolanıyor. Ardından hareket efekti kazandırılarak çok boyutlu ortama aktarılıyor. Tüm yapılan bu aslında. Kabul ediyorum belki biraz karmaşık geliyor ilk okuyuşta, ama değil inanın. Bir örnekle daha açıklayıcı olmasına yardım edebiliriz. Üzerinde gül görüntüsü olan bir hologram var diyelim elimizde. Biz bunu iki parçaya kesip, lazerle aydınlatırsak; her bir yarının gülün bütün görüntüsünü içerdiğini görüyoruz. Üstelik bu yarıları yeniden böldüğümüzde yine gülün tam görüntüsüyle karşılaşıyoruz. Yani, hologramın her bir parçası, bütüne uygulanan bilginin tamamını içeriyor. Ne kadar bölünürse bölünsün.

Burası çok önemli; çünkü HER PARÇADAKİ BÜTÜNLÜK evren karşısındaki duruşumuzda bizim çıkış noktamız,. Aslında evreni bir hayal olarak algılıyoruz ve gördüğümüz her şey sadece bir hayal ürünü. Elimizde tuttuğumuz kalemden okuduğumuz kitaba kadar her şey. Gözümüzün birer yanılsaması. Hepsi de dünyayı bir ışık demeti olarak algılamamızdan oluşuyor. Bilim adamlarının açıklamaları bu yönde. Hal böyle olunca bizlerin hayal kurması daha da kolaylaşıyor. Öyle değil mi?

Bakın ünlü İngiliz şair, ressam ve aynı zamanda yaratıcı hayal gücüyle insanları derinden etkileyen William Blake ne der? ‘’Bir kum tanesinde tüm evreni bulursunuz’’.

Birden BÜTÜNE. Buradan hareketle çalışmaları ile pek çok bilim adamına ışık tutan ve ‘Holografik Evren’ kitabının yazarı Michael Talbot ise ‘’evren de bir hologramdır’’ der. Çünkü evrenin her bir parçası tüm evrenden örneklere sahip ve holografik olarak birbirine bağlı. Buna biz de dahiliz. Siz, biz, onlar, hepimiz.

İşte beynimiz de bu şekilde çalışıyor. Düşüncelerimiz, evrenden isteklerimiz ve hayallerimiz bir enerji dalgasıyla devasa evrene karışıyor. Bütün dalgalar aynı bilgiyi temsil ettiği için; yani bütünün bir parçası olduğu için de beynimize gelen dalgaların (gerçek mi hayal mi olduğuna bakmaksızın) hepsini gerçek olarak kabul edip uyguluyor. Bu nedenle hep düşüncelerimize dikkat edelim, ANları farkındalığımızla yakalayalım diyoruz. Olumsuz düşüncelerin, negatif enerjilerin dönüp dolaşıp yeniden bizi bulmaması için.

Uzmanların teknik tabirleri ile holografik bir evrende yaşıyor ve holografik beynimizin sonsuz titreşim mesajlarıyla yaşamı algılamaya çalışıyoruz. Bizler fark etmesek de onlar muhteşem bir uyum içindeler. Sonuçta beynimiz bir şeyin ne olduğuna karar veriyor ve inanıyor. O halde bize düşen, yürek sesimizi hayallere taşımak. Mavi pembe hayallerimize dört elle sarılmak.

Bir anlamda ünlü Fransız yazar Jean Jacques Rousseau’nun sözlerine kulak vermek. Şöyle der yazar; ‘’Gerçek dünyanın sınırları vardır. Hayal dünyası ise sınırsızdır.’’

İsteklerimizin imkansızlığını hiç düşünmeden; ‘olabilir mi acaba?’ diye düşünmeden tüm kalbimizle inanmak kaldı geriye, o kadar. Evrenin ruhundan kucağımıza dökülen rengarenk ışıltıları bekleme zamanıdır artık. (devamı imgeleme yoluyla iyileşme gücü 2/3’ de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

01.10.2013

1 yorum:

  1. çok güzel bir yazı serisi, yüreğin dert görmesin...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...