27 Ocak 2013 Pazar

PERFORMANSIMIZIN ZİG ZAGLARI


Hepimiz yaşamımızın çeşitli dönemlerinde kendimize bir rol model arar, yakın çevremizde varsa onu kendimize örnek alırız. Hatta zaman gelir onun gibi yaşamak, onun yerinde olmak için her şeyimizi verecek kadar da özümseriz o rol modelin yaşam tarzını, yaptıklarını, yaşadıklarını. Onun gibi çekici, onun kadar güzel, belki akıllı, belki zengin ve en az onun kadar mutlu olmak isteriz.

Aslında o rol modelin gerçekteki halini göremeyiz her nedense. Gözümüzün önündeki onun yıldızlara bulanmış halidir çünkü; içinde yaşadıklarını, yalnız kaldığında hissettiklerini, aslında nelere ihtiyaç duyduğunu hiç bilmeyiz. Belki de bilmek istemeyiz. Çünkü kafamızda onu öyle bir yere oturtur öyle bir paye veririz ki… adeta erişilmezdir artık bir anlamda kendi düşüncelerimizde.

Bu konuyla ilgili olarak  yakın zamanda izlediğim  bir kısa filmden ve içindeki değerli  sohbetten bahsetmek istiyorum. Aslında rol model konusunda nasıl da yanıldığımızı görmek adına gelin beraberce göz atalım bu hayat hikayesine. Kim bilir belki bir an için bizlerde nerede olduğumuzu cesaretle görmek isteriz, ne dersiniz?

Burada konu edeceğim sohbet hayat defterinden gerçek bir hikaye aslında… o nedenle yer ve kişi isimlerine sadık kalarak yazıma alıyorum ben de. Gün olur bu kısa yaşanmışlık öyküsünü izlerseniz birebir irtibat kurmanız adına.

Sohbet sahibi kişi ünlü bir Amerikalı, seminerler veriyorken anlatır bu öyküyü dinleyenlerine.

Yıllar önce Toronto’lu bir beyefendiden içinde değerli bir çek olan inanılmaz bir mektup alır.

Mektupta şöyle yazar; ‘’Arkadaşım Steve Walker, yanlış bir ROL MODEL izliyor. Ölesiye çalışan, ailesi dağılmış, sağlığı tehlikede olan patronunun peşinde perişan oluyor. Size güvenir ve saygı duyar. Eğer bize bir saat ayırabilirseniz onu Dallas’a getirip size de bu çeki veririm.’’ Çeki hemen geri yollar ve Steve Walker’ı yanına çağırır, ona zaman ayıracağını söyler. Bu cevabın üzerine Steve gelir, biraz sohbet ederler. Ona sorulan ilk soru neden bu rol modeli seçtiği üzerine olur. Patronunun nesi vardır da kendi hayatında bu denli önemli olmuştur?

Steve’’ hayatımda tanıdığım en BAŞARILI ADAM’’ der. Bunun karşılığında ‘’peki başarı nedir?’’ sorusu ile karşılaşır. Steve bir iki dakika içinde bir liste yapar ve patronunun gerçekten başarılı olduğunu düşündüğü 8 maddeyi şöyle sıralar.

Eğer bir adam;
*Mutluysa
*Sağlıklıysa
*Yeterli parası varsa
*Güvendeyse
*Arkadaşları varsa
*Kafası rahatsa
*Aile ilişkileri iyiyse
* Ve geleceğe dair umutluysa…

İşte o ADAM BAŞARILIDIR der ve noktayı koyar.

İşin enteresan tarafı, listedekiler hepimizin bakış açısına göre farklılıklar gösterir. Şimdi gelin bizler de böylesi bir liste hazırlayalım kendimiz için. Ardından da her bir maddeyi düşüncemize göre değerlendirelim.

Bunu yapmak kendimizi daha yakından tanımak, bulunduğumuz noktayı değerlendirmek adına çok önemli. Çünkü pek çok insan buna cesaret gösteremiyor. Bulunduğu noktayı bilmeden de hayattan istediğin şeyleri alacak şansları önüne çıksa bile göremiyor, bir anlamda es geçiyor.

Kendisi için önemli olan ve hayatını onun gibi yapmak adına pek çok şeye gözlerini adeta kapatan Steve’ dan ise ortaya koyduğu bu listeyi patronu için yeniden işaretlemesi istenir, bir kez daha düşünerek.

Mutluluk olarak ‘’patronun ne kadar mutlu?’’ diye yeniden sorulduğunda, bu kez Steve ‘’Mutlu olduğunu sanmıyorum’’ der. Neden sorusuna ise ‘’Onu hiç gülerken görmedim. Nadiren gülümser ve ülseri var ‘’ diye cevap verir.

‘’Peki şimdi mutluluk hanesine artı mı eksi mi koyalım’’ sorusuna ise hiç düşünmeden ‘’eksi’’ yanıtını verir.

‘’Ülseri varsa bu sağlığı hakkında da bir şeyler gösterir; sağlığı için artı mı eksi mi koyalım diye sorulunca yine ‘’eksi’’ der.

‘’Bu aynı zamanda kafasının rahatlığı hakkında da bilgi verir. Çünkü seni yiyip bitiren şeyler ülser yapar. O halde bu madde için ne düşünüyorsun Steve, artı mı eksi mi?’’ diye sorulunca, yanıt yine ‘’eksi’’ olur.

Bu ana kadar  Steve’in o çok başarılı gördüğü, rol model olarak benimsediği patronunun şimdiden 3 eksisi  olur.

Ve kaldıkları yerden devam ederler sorulara. Bu kez sıra paradadır. ‘’Ne kadar parası var?’’ sorusuna  ‘’Adeta kulaklarından fışkırıyor ve her geçen gün daha da artıyor’’ der. ‘’O zaman buna artı verelim’’ deyince ‘’aynen öyle’’ diyerek katılır.

‘’Patronun ne kadar güvende’’ sorusundadır sıra.  ‘’Para ne kadar güven sağlayabilirse o kadar’’ der. ‘’O zaman Steve ‘’Dallas’taki 2 milyarder kardeşin iflas edişini okudun mu? Patronun onlara kıyasla nasıl?’’ sorusuna ise ‘’O kadar parası yok’’ der. ‘’Peki  Valinin 100 milyar doları olduğunu ama sonra iflas ettiğini duydun mu? Ya ona kıyasla?’’ sorusuna ise ‘’Tabii ki o kadar parası yok’’ der yine.

Yani Steve güvenliği mevki ile ve bankadaki parayla özdeşleştirmiştir aslında.
‘’O zaman Steve şimdi bu güven maddesine artı mı eksi mi yoksa soru işareti mi koyayım? ‘’ sorusunu karşısında bulur. Ve ‘’Soru işareti’’ der hiç tereddüt etmeden.

Sıra patronunun kaç arkadaşı olduğu sorusuna gelir. Yanıt ‘’Sanırım hiç yok’’ olur.
‘’Ben arkadaşı değilim sadece hayranıyım aslına bakarsan kendisi işe yaramazın teki. ‘’ diyerek de devam eder. Ve o maddeye de eksi verilir.

‘’Peki ailesinden bahset’’ deyince  ‘’Karısı boşanıyormuş’’ der. ‘’Gelecekten ne kadar umutlu’’ sorusuna ise tüm samimiyeti ile ‘’Sizinle konuşmadan önce çok umutlu sanıyordum. Ama şimdi sanırım hiç umudu yok.’’ deyiverir.

Ve maddeler biter, umuda da eksi verilerek.

Sonuçta Steve gözünü kapatıp bir hamlede dile getirdiği  başarı listesinde elinde 6 tane eksi, 1 tane artı ve 1 tane soru işareti ile kalakalır.

Ve son sorudadır artık sıra…
’’Steve şu an ki bildiklerinle patronunla yer değiştirmek ister miydin? ‘’

Şaşırmış haldedir  ve yavaşça ‘’ hayır istemezdim’’ der.

Bu tepki neden geldi? Çünkü Steve ilk defa NET ve OBJEKTİF olarak patronunu ve başarısını değerlendirdi.

Şimdi aynı soruyu biz kendimize soralım mı?

Peki ya biz ister miydik bu patronun ya da kendi rol modelimizin yerinde olmayı?
Şimdi tüm açık yüreklilikle buna cevap vermemiz lazım. Yapmamız gereken de bu; OLDUĞUMUZ YERİ DEĞERLENDİRMEK…

Ne istediğimizi, nasıl yaşarsak mutlu ve başarılı olacağımızın kendi iç muhasebesini yapmak…

Zamanımızı düzgün mü harcıyoruz ? 
Kaynaklarımızı düzgün mü kullanıyoruz? 
Verdiğimiz önemli kararların sonuçlarına hazır mıyız?
Tüm bu sorulara net cevaplarımız var mı?

İşte bu yazının biraz olsun farkındalığımızı artırmamıza ve  OLDUĞUMUZ YERİ  DEĞERLENDİRMEMİZ konusunda hepimize bir ışık tutmasını istedim. Yaşamımızı gözden geçirmek adına, hayatın ZİG ZAGlarında BİZ neredeyiz? Bu soruya samimi bir cevap bulmak adına.

Kendi performansımızın farkına varalım. Rol model olarak seçtiğimiz kişilerin aslında doğru rol model olup olmadıklarını yeniden farklı bir bakış açısı ile düşünüp, değerlendirelim. Yani kısacası KENDİ PERFORMANSIMIZIN İÇ SESİNİ dinleyelim, ZİG ZAGlarında kaybolmayalım.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

28.12.2012


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...